ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ


A- Bedensel Özellikleri:
1- Grup olarak beden yapıları ve sağlık durumları bakımından yaşıtlarına oranla üstündürler.
2- Doğumda normal çocuklardan daha ağırdırlar.
3- Boy ve ağırlık bakımından normal çocuk grubunun üstündedirler.
4- Erken yürür ve erken konuşurlar.
5- Duyu organı bozuklukları bedensel sakatlık diş deformasyonu vb. normal çocuklara göre daha az rastlanır.
6- Ortalama ölüm yaşı daha yüksektir.
7- Hastalıklara karşı daha dayanıklıdırlar.

B- Zihinsel Özellikler:
1- Çabuk ve kolay öğrenirler.
2- Kelime hazineleri çok geniştir bildikleri kelimeleri kolaylıkla kullanırlar.
3- Zihinsel işlemleri kolaylıkla başarırlar.
4- Genelleme yapmada ilişkileri görmede bilgilerin transferinde mantıki çağrışımlarda ileridirler.
5- Soyut fikirlere karşı ilgileri fazladır. Dikkatleri devamlıdır.
6- Akademik konularda yaşıtlarından 1 – 2 yıl ileridirler.
7- Her alandaki okul çalışmalarında normalden 1 – 2 yıl üstündürler.
8- Sınıf düzeylerinin 1-2 yıl üstündeki kitapları okumaktan hoşlanırlar ve anlarlar.
9- Diğer çocukların farkında olmadığı pek çok alanda bilgi sahibidirler.
10- Fazla çalışmaya gerek duymadan duyduklarını ve okuduklarını uzun zaman belleklerinde tutarlar ve hatırlarlar.
11- Çok soru sorarlar ve ilgi alanları geniştir.
12- Çoğunlukla okula başlamadan önce okuma – yazma öğrenirler.
13- Pratik bilgileri çoktur.
14- Hazır cevaptırlar uyanık ve girgindirler.

C- Sosyal Özellikleri:
1- Arkadaşları arasında popülerdirler.
2- Kolayca arkadaşlık kurabilirler. Arkadaşlarını kendilerinden yaşça 2-3 yaş ileri olanlardan seçerler.
3- Grup içinde lider olabilirler başkalarına tabi olmaktan hoşlanmazlar.
4- Okula karşı isteklidirler ders dışı uğraşılara katılmaktan zevk alırlar.
5- Ders uğraşılarının yanı sıra sosyal uğraşılar sportif faaliyetler şiir hikaye ve resim alanlarında çalışmaktan hoşlanırlar.
6- Nüktedandırlar yerinde hikaye ve fıkra anlatmaktan hoşlanırlar.
7- Kendilerine ait orijinal ilgileri vardır.
8- Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar.

ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN EĞİTİM VE ÖĞRETİMLERİ İLE İLGİLİ
GENEL İLKELER
1- Üstün zekalı çocuklar normal zekaya sahip çocuklardan daha süratli öğrendiklerinden derslerde gereksiz tekrarlardan kaçınılmalıdır.
2- Muhakeme yetenekleri normal çocuklardan daha üstündür. Fikirler arasındaki ilişkileri kolaylıkla görüp kavradıklarından sınıfta bu yeteneklerinin gelişmesi için fırsat verilmelidir.
3- Geniş bir kelime hazinesine sahiptirler; bunları kolaylıkla kullandıklarından sınıf içi çalışmalarda bu özelliğin göz önünde tutulması gerekir.
4- Kendilerine özgü ilgileri olduğundan grupla olduğu kadar bireysel çalışmalara da önem verilmelidir.
5- Bir konu hakkında bilgi edinmek için çok şey sorarlar çok kitap karıştırırlar. Bunun için proje çalışmalarına yer verilmelidir.
6- Ders uğraşılarında kuru ve kitaba bağlı bilgilerden çok geniş gözlem deney ve araştırmalara yer verilmelidir.
7- Kendi günlük başarıları onları doyurmadığından okul içi ve okul dışı çeşitli uyumsuzluklar doğabilir. Çocuğu doyurmak tatmin etmek için ders içi ve ders dışı özel uğraşılara yer verilmelidir.
8- Öğrenme yetenekleri normallere göre daha üstün olduğundan müfredat programındaki konular genişliğine ve derinliğine zenginleştirilmelidir.
9- Üstün zekalı öğrenciler yaratıcı yeteneklere sahiptirler. Yaratıcılığın geliştirilmesi için aşağıdaki bilgiler göz önünde bulundurulmalıdır.
a- Bir problem çözümünde o problemin çözüm yolları ile ilgili çocuklar tarafından ortaya atılan fikirler üzerinde krıtik yapılmamalıdır.
b- İleri sürdükleri fikirlerin acayipliği hoş karşılanmalıdır.
c- Ortaya ayılan fikirlerin çoğunda yarar vardır.
d- Problemlere karşı öğrencilerin duyguları etkili hale getirilmelidir. (Örnek: Eğer tüm dünyadaki insanlar üç parmaklı olsalardı ne olurdu? Gibi.
e- Fikir akıcılığı teşvik edilmelidir.( Örnek: Bir tuğlanın çeşitli kullanış yerlerini açıklayın.) gibi.
f- Orijinal fikirleri teşvik edilmelidir.
g- Problemlerin değişik yollarla çözümüne fırsat verilmeli ve zemin hazırlanmalıdır.

ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN SINIF İÇİ VE SINIF DIŞI ÇALIŞMALARINDA YARATICILIĞI ENGELLEYEN UĞRAŞILARDAN BAZILARI ŞUNLARDIR:
1- Belirli bir uğraşın belirli zaman limitleri içerisinde bitirilmesinin zorunluluğunun belirtilmesi.
2- Ödevlerin üst üste yığılması.
3- Yanlışlarından dolayı öğrencilerin azarlanması.
4- Gözlem araştırma ve deneylerin gereksizliğine inanılması bu çalışmaların sınıf uğraşılarında öneme alınmaması.
5- Öğrencilerin bir şeyi olduğu gibi kopya etmeye teşvik edilmesi. (Sevilen bir model ya da yazı en meşhur bir üstadın eseri bile olsa netice değişmez.)
6- Yapılan işte ve ¤¤¤¤lerde gereğinden fazla şekilcilik ve özenti üzerinde durulması.
7- Akademik konular için resim-iş beden eğitimi ve müzik gibi derslerin feda edilmesi.
Bu günkü İlköğretim ve diğer okullarda uygulanan müfredat programları hazırlanırken normal çocukların öğrenme kapasitesi göz önünde tutulduğu için üstün zekalı çocuklara cevap verememektedir. Programın kapsadığı alanlar ve konular üstün zekalı çocuklara hafif gelmektedir. Bu nedenle;

a- Üstün zekalı çocuklar konuları yaşıtlarına göre daha çabuk öğrendiklerinden diğer zamanlarda çeşitli problemler yaratırlar.
b- Normal çocuklar için yapılan sınıf içi tekrarlar bu tip çocukları doyurmaz. Onlar için can sıkıcı bir hal alır.
c- Üstün zekalı çocuklar az bir gayretle sınıf seviyesinin üstünde bir başarı gösterdiklerinden kendi kapasiteleri oranında çalışma zorunluluğu duymaz çaba göstermez ve tembel ( atıl ) kalırlar

Alıntıdır.


Yorum (yok) Yorum yaz!

Ağlayan bebekler...



Bebeklerimizin ağlamasına anne ve babaların dışında bebek ile ilgilenen tüm kişiler dayanamazlar. Bebeğin bir an önce yatıştırılması için herkes elinden geleni yapmak ister. Bu çabalar sırasında bilinçli davranmak hem bebeği hem de anneyi rahatlatacaktır. :)
 
Bebek, genellikle acıktığı zaman ağlar, ancak huzursuzluk, yalnızlık ve can sıkıntısı gibi durumlar da bu tepkiye neden olabilir. Bebekle sürekli ilgilenen kişi, çeşitli nedenlerden kaynaklanan farklı ağlayış biçimlerini ayırt etmeyi kısa zamanda öğrenecektir. Ne var ki bebeğiniz bazen nedensiz olarak da ağlayabilir. Bu durum, kendilerine çok güvenen anne babaları bile üzecek ve morallerini bozacaktır. Bundan alınmayın, yalnızca varlığınızla onu rahatlatın ve kendini güvende hissetmesini sağlayın.
 
Bebeğinizin ağlamalarına birkaç dakika içinde yanıt vermeniz önemlidir. Nekadar uzun süre ağlarsa, o kadar rahatsız olacaktır. Ağlamaya terk edilirse, dahada huzursuz olacak ve derdini anlamanız iyice güçleşecektir.
 
Ağlamalarına kulak asılmayan bebekler, büyüdükçe daha da huysuz olurlar. Şundan emin olmalısınız; ağlamasına yanıt vermeniz onu şımartmaz. Tam tersine, gereksinimleriyle ilgilendiğinizi ve bunları karşılayacağını belirtir.

alıntı

Yorum (yok) Yorum yaz!

çocuklarda korku

Zeynep bu ay 3 yaşına basacak. kendisi gibi korkuları da gelişti. bazen ne yapacağımı şaşırıyorum. Yemek yaparken çıkan seslerden, elektrik süpürgesinden, çamaşır makinesinden kısacası yüksek seslerden korkuyor. internette yaptığım araştırmada aşağıdaki açıklamalara rastlasım sizlerle paylaşmak istedim.

 

KORKU

Korku çocukların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri doğal bir tepkidir. Korku bir nesneye, kişiye ya da bir olaya bağlıdır. Korkunun en önemli özelliği, korku veren uyaranın ani ve beklenmeyen bir durumda ortaya çıkmasıdır. Korkunun oluşumu, kişinin içinde bulunduğu çevrenin koşullarına, uyaranın şiddetine, geçmişteki yaşantılarına, o andaki fizyolojik ve psikolojik durumuna bağlıdır.


NEDENLER

Çocuk için yeni olan ve bilinmeyen her şey korku verir. 2–3 yaş çocukları yüksek seslerden, elektrik süpürgesinin çıkardığı sesten, gök gürültüsünden korkarlar. 3–4 yaşlarında bu korkulara annenin desteğini kaybetme, yalnızlık, yangın, kaza vb. olaylardan korkma eklenir. Bu yaş çocuğu için somut olayların yanı sıra hayal edilen şeyler de korku kaynağı olmaya başlar. Bunun nedeni çocuğun gelişmekte olan hayal gücüdür. Bu nedenle zeki ve üstün yetenekli olan çocukların korkuları daha çok ve çeşitlidir. 4 yaş civarında çocuğun korkularında yavaş yavaş azalma görülür.

5–6 yaşlarındaki bir çocuk masalların etkisi ile imgeleme dayanan nesnelerden korkar. Bu yaş çocuğunun çevre ile etkileşimi ve deneyimi artmıştır. Böylece tehlikeli olayları, durumları ve toplumun değer yargılarını öğrenmiştir. Hangi davranışlarının başkaları tarafından kabul edilmeyeceğini ya da onaylanmayacağını tahmin edebilir. Bu nedenle çocuk zaman zaman davranışlarının başkaları tarafından beğenilmeyeceği korkusunu taşır. 6 yaşta korkularda tekrar artma görülür.

Çocuk korkusunu ağlayarak, annesine sarılarak, bir yetişkinle birlikte bulunmak isteyerek, eşyaların arkasına saklanarak ya da sözel olarak açıkça belirtebilir. Çoğu kez iştahsızlık, uykusuzluk, gruba katılmak istememe, inatçılık, içe kapanma vb. davranışların altında yatan temel neden korkudur. Korku anında yüz sararır, nabız ve kalp atışları hızlanır, mide kasılır, kusma olabilir. Bazı çocuklar ise konuşurken kekelemeye başlarlar.

Çocuk korkuyu anne-babasını örnek alarak öğrenebilir. Annesinin köpekten korktuğunu gören çocuk, annesi gibi köpekten korkmaya başlar. Ayrıca çocuğa anlatılan korkulu masallar, eğitimde korkunun etkin bir araç olarak kullanılması, çocuğun aşırı derecede korunması, çocuğun geçirmiş olduğu kaza, deprem, sel, kavga, yaralanma, ölüm vb. yaşantılar da çocukta korku başlatabilir ya da mevcut korkuların uzamasına neden olur.


ÖNERİLER

  • Çocukta korkunun uzamasını ve olumsuz etkilerini önlemek için korkunun nedenleri araştırılmalı ve bu nedenler ortadan kaldırılmalıdır.
  • Anne-babalar çocukların korkularını yok saymamalı, asla küçümsememeli ve alay etmemelidirler. 
  • Korkuları olan çocuğa sabırlı davranmalı, korkularını yenmesi için zaman tanınmalıdır.
  • Aşırı koruyucu bir tutum ile çocuğu her şeyden korkar hale getirmemelidir.
  • Çocuğa “Aman düşersin!”, “Sen tek başına karşıya geçemezsin” vb. sözlerle çevrenin tehlikelerle dolu bir yer olduğu duygusu aşılanmamalıdır.
  • Fiziksel temasın çocuğun korkusunu kontrol altına almasında yardımcı olacağı unutulmamalıdır.
  • Çocuğun arkadaş grubuna girmesine ve öz güven duygusunu geliştirmesine yardımcı olunmalıdır.
  • Çocuk korkuları konusunda, konuşmaya hazır olduğu zaman onunla açıkça konuşulmalıdır.
  • Çocuk korktuğu şeye yavaş yavaş alıştırılmalıdır. Örneğin denizden korkan bir çocuğun önce uzaktan denizi ve deniz kenarında oynayan çocukları izlemesine imkân verilmelidir. Daha sonra çocuğun önce deniz kenarında oynaması, sonra ayaklarını ıslatması ve yavaş yavaş denize girmesi sağlanmalıdır.
  • Çocuklara korkulu masallar anlatılmamalı, korkulu filmler izletilmemelidir.
  • Korkuyu hafifletmek amacıyla “Erkek adam hiç korkar mı?”, “Sen artık kocaman oldun” gibi sözlerden kaçınılmalıdır.
  • KORKU ASLA BİR DİSİPLİN ARACI OLARAK KULLANILMAMALIDIR!

Korku çocuğu uyarır ve tehlikelerden uzaklaşmasını sağlar. Böylece çocuk birçok tehlikeden kendisini korur. Ancak korkunun çok olması ve yoğun yaşanması çocuğu rahatsız eder. Anne-babanın alacağı eğitsel önlemlerle çocukluk korkularının azalması beklenir. Ancak anne-baba ve öğretmenin hatalı yaklaşım ve davranışları çocukluk korkularının ergenlik hatta yetişkinlik dönemine kadar uzamasına neden olabilir. Korku çocuğun yaşamını engelleyecek düzeyde ise davranış bozukluğu olarak değerlendirilir. Bu durum uzman tedavisi gerektirir.

“ÇOCUKLARINIZI SİZİN OLMALARINI İSTEDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL, OLDUKLARI GİBİ KABUL EDİN. BÖYLELİKLE ÇOCUKLARINIZIN OLABİLECEKLERİNİN EN EYİSİ OLMALARINA YARDIM ETMİŞ OLURSUNUZ.”

 

Doğa okulları Sarıyer REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA BİRİMİ yazısından alınmıştır.

Yorum (yok) Yorum yaz!